blogging etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogging etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2014 Pazartesi

Başlangıçlar!

Her Pazartesi her ay başı her yeni yıl bir sürü sözler veriyoruz kendimize.. Şunu yapıcam.. Buna başlıycam.. Oluyor mu? Kısmen.. Bazen.. 

2 Temmuz benim doğum günüm. 32'ye mi giriyorum ne?! Hep 30 yaşımda nasıl bir kadın olacağımı merak edersim şu an 31 yaşında bir çocuk gibi hissediyorum.. 

Ancak o kadar çok şey değişti ki hayatımda.. 

Öncelikle Mavi.. Tüm dünyamı değiştirdi.. Beni değiştirdii.. Anne oldum.. Daha önce hiç bilmediğim bir dünyadayım artık.. Sevginin, kaygının sonsuz olduğu bir dünya..

Çalışmaya başladığım günden beri ilk defa işsizim.. Yani anneliği saymazsak.. It's a serious job, right!.

Kendi keyfime başladığım instagram ve blog paylaşımlarım bir çok insana ulaştığım çok güzel bir paylaşım platformuna dönüştü..

Kilo aldım! Evet sebebi dünyaya 4,5 kiloluk bi dünya güzeli getirmiş olmam olsa da yıllardır olduğumdan on kilo fazla bir yag kütlesiyle dolaşmak büyük bir değişim!. Çok da keyifli sayılmaz..

Bütün bu değişimlerin arasında, yaşadığım yoğunlukla bazen ne istedğimi ve bunun için ne yapmam gerektiğini unutuyorum.. Ve geçip gidiyor günler..

Ben de bu sabah Mavi'yi uyutup, kahvemi içerken birşeyler karaladım..

Ne yapmak istiyorum.. 

Bunun için ne yapmalıyım..

Sizlerle de paylaşayım ki.. Bana polislik yapın.. :)) beni takip edin.. 

El yazısı paylaşacağım sizinle.. Fotoğrafları büyüterek okuyabilirsiniz..

Kağıt kalem daha gerçek geliyor bana.. Old fashion way..

Hadi buyrun bakalım bu aralar kosa vaaedede ne yapmak istiyorum ne yapmalıyım vol.1. Enjoy!





24 Ekim 2013 Perşembe

Sagim solum sobe! / hide and seek!

Gozlerimiz kapali cogu zaman.. Gercekten.. Biz acik zannetsek de goz bebeklerimizden isik suzulse ve karsimizdaki nesnelere carpmadan ( cogu zaman! ) yuruyebilsek de bu gozlerimizin acik oldugu anlamina gelmiyor..

Ise giderken her gun gectiginiz yoldan bugun bakarak gecin.. Gozlerinizi acarak.. Saginizda solunuzda ne var, kim var?..  Bunu fark ederek.. Neler goreceksiniz.. Ne guzellikler! Ne trajediler, ne komiklikler.. Hayata dair hersey!

Oyle hizli akip geciyor ki hayat, biz icinde sadece bir saga bir sola kosusturup duruyoruz.. Durmak yok!

Ben bir aydir her oglen bahcesinde turladigim yerin guzel ciceklerini bugun gordum.. 

Sabah ise gelirken gazete dagitan motosikletliyi.. Benden bile! Erken kalkip dukkanini coktan acmis, kapisinin onunu supuren kirtasiyeciyi, apartmandan copleri cikaran kapiciyi ve kokay gelsin demeyi ihmal etmemem gereken yerleri silen belediye gorevlisini.. Ve servis bekledigim durakta hergun deli gibi birbirleriyle oynayin uc kopegi.. Sanki dunyada bir tek onlar varmis, hic dert tasa yokmus gibi oynuyorlar her sabah.. 

Hadi siz de acin gozunu de hersey sakladiginiz yerden ciksin..

Goz banyosu icin ogle arasinda iphone'la cektigim iki guzel an'i da paylasmak isterim..

Ben gozlerimi actim artik darisi basiniza..;)

Idil. Xo




We walk around with our eyes closed, believe me. Even tho we like to think the otherwise, even tho we are able to walk without crushing into anything, this does not mean that our eyes are open. 

Today or anyother day ( on your way to work maybe) look around and see.. Don't you just rush it.. Realise whats around you. You will see lots of joy, beautiful things even tragedies maybe.. Anything belongs to life!

Time/ life is running so fast. That is why we keep running all over the place.

I just realise (after agreat time of working at the place) how beautifull our company's garden. How beautiful flowers we have.

In the morning, I realise the man who opens his shop even before i wake up, the man who delivers the paper to tour door. And the three lovely dog who play like five years old kids( maube they are, who knows!) 

Come on. You open your eyes and let things go out from where they have been hiding from your eyes..

I opened mine.

So i wish for you the same.

Enjoy the pic.s from the garden ;)

Idil.xo

19 Ekim 2013 Cumartesi

Yenilik iyidir.. Change is good, right?

Son zamanlarda hayatimda bircok yenilik oldu.. Buna blog tasarimimi da eklemek istedim. Hem sonbaharin gelisi, hem yeniliklerin yeni yeniliklere olan ihtiyacindan, sabahtan beri kurcukluyorum blogu.. 

Ve artik ingilizcemin yettigi kadar yazdiklarimi ingilizce de tekrarliyor olacagim ki bir cok insana ulasabileyim :) 

Hadi birlikte bir kahve icip yolculuga cikalim..

Fikirleriniz degerli.. Ne dersiniz nasil olmus?..

xo

There has been so many big changes in my life.. And i wanted to change my blog design too. It's because Autumn has come and changes needs more change! So that i have been fixing up some new changes on the blog..

Hope you like it.. Your opinion is important so if you like to share what you think, i will be greatfull..
And yes one of the changes as youu se from now on i will be writing in english too ;))

So let's have a cup of coffee and take a trip together..

See u soon! ;)

Idil, xo

25 Eylül 2013 Çarşamba

Annelik!

Biliyorum, 10 haftalık bir hamile nasıl olur da annelik'den dem vurup da bisiyler anlatabilir diyeceksiniz. Ben de size annelik oyle bir sey ki icinizde bir canlinin varligini bildiginiz ilk anda baslar diyecegim bunu sadece anne adaylarinin ve annelerin anlayacagini bilerek.

Pazar gunu, kasiklarimda olusan bi agri ve internetteki bilgi kirliliginden dolayi acil servis doktora telefonlar ve pazartesi gunku doktor randevusuna kadar yasadigimiz sıkıntıyı / uzuntuyu kelimelere dokmek mumkun degil.

Tum bu endise heyecan bir yana.. Bebeginizin rahminizde olustugunu bildiginiz ilk andan itibaren kendiniz icin yaptiginiz en dogal ihtiyaclariniz bile bir anda sizin icin olmaktan cikip bebeginiz icin olmaya basliyor. Yemekleri onun icin yiyiyor, her seyi daha ozenli seciyor yikiyor ve daha saglikli beslenmek icin midenizi bulandirsa bile ne varsa yiyorsunuz. Uykulariniz bile o buyusun diye.. Su! Gunde uc bardak su icen ben gunde uc litre suyla kendimi/ sinirlarimi zorluyorum..
Her hasta oldugumda kusmaktan nefret ettigim icin kendimi tutup kivrim kivrim kivranan ben, simdi her mide bulantisini bebegimin icimde buyudugune dair bir isaret olarak alip seviniyorum!:)

En insani ihtiyaclarinizi onun icin erteleyebiliyor veya onun da ihtiyaci var diye kat be kat arttirabiliyorsunuz.. Anne oldugunuzda artik kendinizin disinda bir "self" daha yaratiliyor sizden.. Bir bebekle birlikte bir "anne" de doguyor..  Bebegim kendi kendine cikip gelmeseydi eger-sanirim- ben asla "tamam, anne olmaya hazirim" diyemeyecektim. Ama simdi onun varligini bildikce, kalp atislarini duydukca icimdeki o his dunyadaki en iyi annenin ben olacagimi soyluyor! 

O kadar hazirim ki onun varligina.. O iyi ki geldi.. Kucagima almak, koklamak, suslu puslu/ yakisikli giydirmek, gulusunu gormek, elini ayaklarini oksamak icin deliriyorum..

Saglikla guzel bir hamilelik diliyorum tum anne adaylarina! Ki onlar mideleri her bulandiginda mutlu olan tek varliklar! 

Mutlu kalin ve beni bir sure daha boyle duygusal idare edin artik ;)) e ana yuregi ne de olsa ;))

Idil.


Bizim evde manzaa bir sure bu ;) 

15 Eylül 2013 Pazar

Biggest News Ever!

Bir onceki postun basligini hatirlayanlar ve  altina sevgili +kavunluvotka.com  'un yorumuna benim verdigim cevabi gorenler bu buyuk haberin bir bebek haberi olmadigi konusunda cok netiz diye bilirler! Cunku ben de oyleydim :)

O postu yazarken aklimda sadece is vardi.. Ben 7 yillik kesintisiz calistiktan sonra ozellikle 6 ay once ayrildigim kuruma hala asikken :) bu alti aydir calistigim ( evet daha iyi bir pozisyon ugruna bazen insan kariyerinde yanlis tercihler yapabiliryor! Ugh!) ama Hayat'in oyle mysterious bir plani var ki bizim icin.. Bazen hata sandigimiz seyleri  aslinda yasantimizin taslarinin yerine oturmasi icin bir firsattan ibaret oldugunu goruyoruz! 

Benim icin de oyle oldu.. Bir turlu kanimin uyusmadigi sirket politikalariyla, duzensiz bir ofiste vb. bir kac nedenden dolayi isten ayrilma karari verdim! Is bulmadan is birakmak donemimizde bayaa cesur sayilabilecek bir hareket bence :) Bunu bir IK'ci olarak soyluyorum, so trust me on that ;)

Ama her sabah gideceginiz yeri sevmediginiz icin yataktan kalkmamin iskenceye donustugu, gunun nerdeyse tum vaktini gecirdiginiz isin artik size anlamsiz gelmesi ve fark yaratamadiginizi  (kisitlandiginizi ) dusundugunuz bir ise gitmenin gercekten hicbir anlami yok. Siz bir şey katamazsanız size bir şey katmaz..

Benden daha fazla sey almadan ve meslegimden tamamen sogumadan ben de isi gucu biraktim. Yillardir yapamadigim tatili guzelce yapar, sarj olur ve yine sevecegim bir marka altinda guzel bir is bulurum diyordum! Ki hayat gizemini ortaya doktu!!

Esimin ve benim yillardir istedigimiz ancak bir turlu tam "haziriz" demeyi beceremedigimiz sey oldu. Karnimda ufacik bir can olustu!:)) ufakligin soyle dusundugunu tahmin ediyorum "sevgili annecim, babacim size kalirsa ben hiicccc gelemeyecegim o yuzden hadi bakalim, siz söyle kenardan izleyedurun. Ben geliyorum!" Akıllı bir ufaklığın bizi beklediğini söylemek mümkün ;)

Böylelikle gerçekten istediğim, yani günün birinde bir çocuğum olacaksa hem hamileliğimin tadını hem de bebeğimin ilk zamanlarının tadını doya doya çıkarmak konusu, hayatın kendi kurduğu plan ve benim onun akışına ayak uydurmam sayesinde oluverdi.. Eşim mi? O zaten 13 yıl önce tanıştğımız gün evlenmek :) Ve 4 yıl önce evlendiğimiz ilk günden beri çocuk yapmak istediği için sanırım "evren'e" gönderilen mesajda onun payı büyük! Şimdiyse işten arda kalan zamanlarda hamilelik ve bebek bakım kitapları okuyarak geçiriyor :) İyi bir anne olacak ;) Pardon, baba!! ;)

Böylelikle herşey sağlıkla ve yolunda giderse Nisan ayında ailemiz büyüyecek.. Aşk üstüne kurulan bu güzel yuvaya bir de aşk çocuğu eklenecek...

Bazen gerçekten de hayat sizi istediğiniz herşeyi sunar.. Sizin yapmanız gereken tek şey ritmi hissetmek ve sahip olduklarınıza şükretmektir..

Bu satırları 9 haftalık hamile bir kadının yazdığını ve hormonlar! sebebiyle birazcık fazla duygusallık içerebileceği konusunda sizi baştan mı uyarsaydım ;))

En azından şunu yapabilirim.. Bundan sonra bu blogda okuyacaklarınız birazcık pregnancy journey e dönüşebilir.. Ama keyfinden hiçbirşey eksilmeden.. Aksine +1 kat daha tatlılıkla..

Hadi bakalım.. Her zaman olduğu gibi, çocuk yapın demiyorum ama kendinizi bir defaya mahsus hayatın kollarına bırakın.. Bir kez olsun, planlardan, koşuşturmacalardan ve hesap- kitaptan uzak.. Yaşayın.

Me and the Baby.
xo




11 Ağustos 2013 Pazar

What for?!

Hobiler?.. En sevdiğimiz şeyler?.. Boş zamanlarımızı nasıl değerlendirdiğimiz?.. Hepimiz yeni yerler görmek, seyahat etmek, başka bir şehrin sokaklarında yürümek gibi maceracı ruhumuzu ortaya koyan şeyler düşünüyoruz değil mi?!.. Ama söz konusu beş günlük kocaman bir tatil olduğunda hepimiz kabuğumuza ( kanepemize ) çekilip yatmayı, AVM'leri turlamayı, ya da fönlü saçlı ve boncuklu
kolyeli kızlarla, güneşin alnında votka içmeyi kar zanneden yeni neslin olduğu plajları seçiyoruz..

Her zaman aklımızda başka şeylerin olduğu, başka yerlerin olduğu hayaller kuruyoruz.. Ama eninde sonunda bütün gün stres dolu, sıkıntı dolu, belki haddinden fazla dedikodu dolu iş hayatımızın sonunda aldığımız parayla sadece evimizi şık gösteren mobilyalar alıp, kendimizi iş yerinde daha hatırı sayılır biri "gibi" gösterecek kıyafetler alıyoruz..

Öylesine unutuyoruz ki aslında ne istediğimizi.. Hayır hiç üstünüze alınmayın, ben kendi adıma konuşuyorum.. yaşlandıkça mı oluyor bilmem.. ama gerçekten bazen ne istiyorum diye kendime sorduğumda suratımda kocaman şapşal bir ifade beliriyor.. Ben ne istiyorum.. Kocaman bir boşluk oluyor bazen çünkü unutuyorum. Çünkü kendime hatırlatmıyorum.. Eskiden tuttuğum wish listler artık yok, çünkü büyüdük.. Beklentiler yok, çünkü artık tüm dünya elimizin altında..

kıymet bilmez olduk bu bir yana.. neyin kıymetini bileceğimizi bile unuttuk..

Eski bayramlar, eski insanlar, eski ben yok artık..

Diyor ya hani.. Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya diye..

Yalan değil..

Şimdi bir kez daha soruyorum kendime.. Ne istiyorum diye..

SEYAHAT etmek istiyorum! Bilmediğim bir şehrin bilmediğim sokaklarında dolaşmak.. Hiç kimsenin beni tanımadığı sokaklarda salına salına saatlerce yürümek istiyorum. Suya üç katı fiyat verip iki şişe su fiyatına karnımı doyurmak istiyorum o yörenin en meşhur yemeğiyle.. Kitaplar, internet fazla bilgiyle dolu diye, şehrin bir karpostalını alıp üzerindeki beş meşhur yere gitmek istiyorum.

ve bir kez daha hatırlatıyorum kendime..

İstediğin şeyleri yapmak için yaşamıyorsan? Ne için yaşıyorsun?!


Fotoğraflar, evliliğimizin ilk yılında eşimle çıktığımız İtalya turundan.. O günden sonra da bir daha birlikte yurt dışına çıkma şansımız olmadı.. Bence zamanı geldi..